| Alhaz, Yeşil-Mavi-Erguvan Hattı'nda |
Alhaz ve yaşamAlhaz, aslında Kafkas dillerinde çokça kullanılan bir isim, ailemizin soyadı, Alhazoğlu. 56 yaşındayım. Iki kez biopsi operasyonu, iki kez de boğazımdan ameliyat geçirdim son bir yıl içinde. Her şeye rağmen sağlıklıyım diyebiliyorum, ileriye bakmayı, anın tadını çıkarabilmeyi becerebiliyorum, mutluyum, huzurluyum, her şeyden keyif almasını biliyorum. Türkiye’de doğmayı ve yaşamayı nasip eden Yüce Allah’a şükrediyorum. Dostlarım ve yakınlarım tarafından aranıyor ve seviliyorum, sevebilmenin tadını bol bol çıkarıyorum. Ülkemize hayırlı ve yararlı olabilecek iki evlât yetiştirdiğimiz inancındayım, evlilikleri ile evlât sayımız 4’e yükseldi, ailemiz büyüdü, şimdi de hayırlı torunlar yetiştirebilmeyi hayal ediyoruz. Elif-Ali Galip, Hüseyin Deniz-Olcay. Rize, İstanbul ve Marmaris, Mısır Çarşısı, Mudo, Emre Piliç yaşamımda önemli kilometre taşları. Kitap okumaya ilkokul çağlarında başladım, sürdürüyorum. Çok sayıda kitabım var. Aşk derecesinde bağlıyım onlara. Ben onlarla konuşmayı, onları seyretmeyi, hatta okşamayı çok seviyorum. Okuduğum kitapların özetlerini çıkarıp dostlarımla paylaşmayı görev edindim kendime. Çocuklarımızın da kitaplara düşkünlüğü beni ayrıca keyiflendiriyor. Son yıllarda çıkan kitaplar da ses getirmeye başlayınca aldığım haz daha da arttı, başucumdan kitap eksik olmuyor akşamları. Anadolu kültürü ve Türkiye’nin doğal güzellikleri başımı döndürüyor, son bir yıl içinde duraksa da bol bol seyahate çıkmak benim için vazgeçilmezler arasında. Bilgisayarla 40’lı yaşlarımda tanıştım, 50’li yaşlarımda ise yaşıtlarıma, hatta bazı gençlere taş çıkartırcasına bilgisayarla haşır neşir olmaya başladım. Şimdi günümün önemli bir kısmını bilgisayarımın başında geçiriyorum. Yoook, öyle chat falan değil. İnternetten günde beş gazete okuyorum, özellikle köşe yazarlarının işlediği tüm güncel konuları kaçırmamaya çalışıyorum. Bununla yetinmeyip ilginç ve önemli bulduklarımı ileti göndererek yakınlarımla ve dostlarımla da paylaşıyorum bazılarının hiç okumayıp ‘delete’ tuşuna bastıklarını bilsem de. Şimdi de yeni bir sevda ile yanıp kavruluyorum: Blog yazarlığı. Sardı beni bu iş. Sürdürmekte kararlıyım, hele aldığım olumlu tepkiler daha da kamçılıyor, biliyor beni. Son birkaç yıldır merak sardığım fotoğrafçılığa da değinmeden geçmeyelim. Bilgisayar bağlantılı digital fotoğraf makineleri ve kameraları da oyuncaklarım arasına kattım. Olağanüstü heyecan duyuyorum bilgisayarıma aktardığım görüntüleri izlerken. Bir de son beş yıldır günce yazmaya başladım. Günce deyip geçmeyelim, gün içinde okuduğum gazete haberleri, makaleler, iletilerden büyük bir titizlikle seçtiklerimi de derleyip bu güncenin içine dahil ediyorum, ilginç bulduğum fotoğrafları da depoluyorum. Öğrenmeye halâ çok açım, büyük bir iştah var bende bu konuda. İşte burada kızım Elif’e bir gönderme yapmalıyım: Elif, bilgisayarı çabuk ve ileri derecede kavramamda, fotoğrafçılığı özel uğraşlarım arasına almamda, son olarak da blog yazarı olmamda payın
büyük, sabırlı, kararlı ve azimli bir öğretmendin sabırsız öğrencin karşısında. Öğretmeyi de
kutsal bir görev sayıyorum. Bıkmadan usanmadan meyve verebileceğine inandığım ağaçların
dibini çapalıyor, suluyorum. Başardıklarını görünce de değmeyin keyfime. Sevgi en büyük güçtür. Benim yaşam felsefem bu dört sözcüğün geniş anlamında saklı. Buraya kadar her şey güzel de, eksikliğini duyduğum, ancak bir müddet sonra üzerine eğilme konusunda kendime söz verdiğim uğraşlara değinmeye geldi sıra: Spor. Özellikle yürüyüş, spor ve trekking. Mavi, Yeşil, Erguvan adını bloga vermemin nedenine de değinmek istiyorum.
Mavi bana çok sevdiğim Karadeniz’i ve Akdeniz’i hatırlatır, lise çağlarında çıkardığım duvar
gazetesinde yayınlanan yazılarımda Deniz takma ismini kullanmıştım, oğlumun adı buradan
geliyor, deniz mavisi gözlerde yüzmeye doyamıyorum.
Yeşil Karadeniz’in halâ bakir kalabilmiş doğasını, Akdeniz ve Ege’deki çam ormanlarını
hatırlatır özlemle.
Erguvan da yaşamaktan büyük keyif aldığım İstanbul’un, Boğaziçi’nin simgesi olduğuna
göre.
‘Black is beautiful.’
Gençliğimde Pera’daki bir mekânın duvarında asılı gördüğüm ilginç afişteki bu slogan kafama
nakşoldu adeta.
İzin verin de ‘siyah’ yerine ‘kara’ sözcüğünü kullanayım.
Karam.
Sevgiler.
...
06 Ekim tarihli 'Hastanelerimiz ve sağlık görevlilerimize övgü' başlığı altında yayınladığım
yazıda Bezm-i Âlem Valide Sultan hakkında bilgi vermediğimin geç de olsa farkına vardım. O
yazının altına bir ekleme yaparak bu eksikliği tamamladım. 00:12 - 7/10/2006 - Yorum {6}Etiketler : Alhaz ve yaşam Yorum Gönder6 yorum yazilmistir
|
Hakkımda daldan dala... Ana Sayfa Profilim Arşiv Rss Kategoriler Son Yazılar - Taşındık - Antalya...Parasailing - Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi… - 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var - Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar... - Kökler 3 - Kökler 2 - gün olur asra bedel - Ecoş/Esmoş - Aşk-ı Memnu Etiket Bulutu taşındım Antalya...Parasailing Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi… 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar... Ecoş/Esmoş Kökler 2 Kökler 3 gün olur asra bedel Aşk-ı Memnu Arkadaşlarım • defterim • kiremit • ecocali • Blogcu Yardım • aynurundunyasi • shoppar |