Alhaz, Yeşil-Mavi-Erguvan Hattı'nda

Ecoş Belek'te...

Kategori: Gezi



Ecoş’la ilk tatilimize çıktık...
İlk kez uçağa bindi Ecoş 1 Eylül’de. Her ne kadar doktoru uçaktaki uğultudan hoşlanacağını ve bebeklerin ağlamadığını söylediyse de inanmamıştım. Uçağa binmeden havalimanında bebek odası bulduk, yeni makaramız bu; bebek odaları. Ece ile gezmek çok keyifli...


Kuzu uçakta şaşırttı!
Doktoru haklı çıktı tabii ve bizim minik full time uyku çekti kucağımda...Uçağımızın adı Şırnak. İlk kez anne kemerini de takmış olduk, 14 A nolu koltuktaki ilk uçak yolculuğumuzda. Ece’yle yolculuk da pek havalı oluyor, bebekli yolcuyu alalım diye bizi ilk sıraya geçiriyorlar. Her zaman da en küçük bebek bizimki, ne de olsa yeni doğdu.

VIP servis... Havalimanına Ece’nin konforunu düşünerek Carevelle minibüsle gittik... çok da rahat oldu, sanırım bundan sonra hep bu tarz yolculuk yaparız. Antalya’ya vardığımızda ise Caravelle minibüs kalmamıştı; ayarlamakta geç kalmıştık. Doblo taxi tutmak zorunda kaldık, Ece için pek konforlu olmadı tabii anne kucağında gitmek... ama süt emebilmesine yaradı bu durum da... Benim yüreğim hop oturup hop kalktı taxi şoförü ani bir fren yapacak diye... ana kucağında oturtmadığımızda araba yolculuklarını sevmiyorum. Arabanın arka tarafında giden babam da en makarasıydı... Şoförlere gidecekleri yol hususunda karışmadan yapamıyor. ‘Arkana yaslan, keyfinle git’ dediysem de tüm şoförlere müdahele etti yol boyunca... Nitoşotti!! 























Golf Resort Otel, yüzdük...
Herşey dahil konseptli otelleri sevmiyorum, küçük otelleri ya da butik otelleri seviyorum ben, ama yine Ece için büyük otel tercih etmek zorunda kaldık. Minik patron şimdiden bütün kararlarımızda etkili olmaya başladı. Hemen ilk günden de denize girdik... Antalya’nın suyu sıcak, vücut ısısında... en ufak bir sıkıntı yaşamadık denizde. Esas yaygara denizden çıktığında koptu... Ece’yi yüzmeye mi versem ne; omuzları çok mu genişler acaba!!?? 

 

Suya bayılıyor! Denizde yüzüp yüzüp çıkıyoruz, çıkar çıkmaz basıyor yaygarayı. Aynı durum banyo yaptıktan sonra da geçerli. Banyoda sakin sakin izliyor annesini, su kapandığı anda çığlığı basıyor... giyinip de kucağa alınınca biraz sakinleştirebiliyoruz. Bir keyif suda bir keyif, bir sessizlik!

 Aklımız fikrimiz Ece’de... Tatilin makarası Ece oldu tabi.

“Ece anneannesini çok seviyor”

“Ece’yi dede susturdu”

“Annesi Ece’ye bakmıyor, çocukla ilgilenmiyor”

“Öğlen yemeğinde uyudu, anneye izin verdi rahat yemek yesin diye”

“Eyvah uyandı”

 

“Kesin karnı aç”, “hayır gazı var”

“Bir tülbent ört yavrum, üşüyecek çocuk”

“Benle konuşuyor bu, bak”

“Dedesi şimdi onu oksijen almaya çıkaracak, di mi Ecoş”

 Konuşmaya başladı... “Aaaa” diye konuşuyor. Şişko yanaklı neler anlatıyor bize bilmem, ama çok da sevimli olmaya başladı. Babam yanında bilgisayar getirmişti, istediler diye öylesine fotoğraflarını yükledim Facebook’a. Slovakya’dan bir arkadaşım Ece’yi satın almak isterim diye tutturdu, acil posta göndermemi istiyor, bekleyemezmiş. Fiyat da önemli değilmiş. Bizim şirketin bebeği oldu Ece. Zilli kuzu doğumuyla herkesin gönüllerinde taht kurdu bir anda... Ece aşağı Ece yukarı yurtdışında... Tanıştıracağım herkesi Ece’yle ama zamanı var!

Uyku düzeni... Genelde geceleri uyuyoruz... sabah 5-6 gibi uyanıp acıktığını bildiriyor. Bu tempo çok nadir olarak bozuluyor. Akşam 10-10.30 arası da uykuya dalıyor, tabii türlü mücadelelerle. Karga sesimle Ece’ye söylediğim iki meşhur şarkım var: Yüksek yüksek tepelere + Annem annem... Hergün uyku saatinde bu şarkıları dinletiyorum ki uyuması gerektiğini anlasın. İşe de yarıyor diye düşünüyorum.

Gözleri artık fıldır fıldır. Oyuncakları, ona bakanları takip edebiliyor. Bu da hepimize oldukça heyecan veriyor. Esmoş’u gördükçe bizi neler bekliyor, diye düşünüyorum. Bebek büyütmek çok keyifli. Ne yarınını kestirebiliyorum, ne de ona nasıl davranmam gerektiğini; ama genelde iyi anlaşıyoruz. Artık Ece’yi taşımakta da zorluk çekmeye başladım. 6 kilo olmuştur tahmin ediyorum. Belim, sırtım, parmaklarım... ufak sakatlıklar başladı her ne kadar çok dikkat etsem de...

TATİL GÜZELDİ YA!! ANNEM – BABAM – COCA – VE KUZUM...

Bİ ABİM OLCİ VE ESMOŞ EKSİKTİ GALİBA HERŞEYİN TAM OLMASI İÇİN...

Yazan: Annesi



Antalya'nın 35 km doğusundaki yeni Turizm Merkezi Belek'te, okaliptüs ormanları ve çam ağaçları ile koruma alanı ve kumlu / ince çakıllı sahil şeridi üzerinde bulunmaktadır. Aynı zamanda, uluslararası standartlara uygun birçok modern golf sahaları ile Belek bir golf cennetidir ve bölgenin tarihi güzelliklerini görmek için en iyi başlangıç noktalarından biridir. Kasım 2004 yılında bölgede açılan Kilise, Sinagog ve Cami üçlüsünün buluşturulduğu "Dinler Bahçesi" Belconti Resort Otel'e yakın mesafede bulunmaktadır.

Akdeniz'de tarih ile denizin buluştuğu muhteşem bir belde.Hem yüzmeyi hem güneşlenmeyi hem de golf sporunu sevenler için Antalya'nın 40 km. uzağındaki modern tatil merkezi Belek kusursuz olanaklar sağlar. Belek'deki National Golf Club su sporları, 18 delikli profesyonel golf sahası ve 9 delikli akademik sahası ile tatilcilere spor imkanı sağlamaktadır. Ziyaretçiler bölgede Türk mutfağının en güzel menülerini tadabilir. Akşamları açık hava diskoteklerinde eğlenebilirler.

ASPENDOS: Aspendos’a giden yolun kenarında Köprü Irmağı üzerinde iyi korunmuş tarihi bir Selçuklu köprüsü görülür. Antik devirlerden kalma en iyi korunmuş tiyatro olan Aspendos tiyatrosu 15.000 kişilik kapasitesi ile bölgenin en iyi korunmuş antik tiyatrosudur. Bugün hala çeşitli konser, bale, opera ve tiyatro gösterileri için kullanılmakta olan tiyatronun koridorları, sahne süslemeleri ve akustiği mimarın ustalığını kanıtlamaktadır. Tiyatronun yakınında bazilika, agora ve Anadolu’nun en uzun su kemerlerinin kalıntıları yer almaktadır.
PERGE: Antik Pampilya Bölgesi’nin önemli bir şehri olan Perge Antalya’dan 18 km. uzaklıktadır ve ilk olarak Hititler tarafından M.Ö 1500 yıllarında kurulmuştur. Aziz Paul ilk vaazlarını burada vermiştir. Tiyatronun sahnesinde ince işlemeli mermer rölyefler yer alır. Şehrin çeşitli yerlerinden derlenmiş diğer eserler stadyum yolunda sergilenmektedir. Ziyaretçiler iki yüksek kule ile şehir kapısını, bir zamanlar mozaiklerle kaplı olan ve dükkanların çevrelediği sütunlu uzun yolu, geniş agorayı ve halk hamamlarını görmeden edemezler.
KURŞUNLU ŞELALESİ: Gerçektende tam bir doğa harikası olan Kurşunlu Şelalesi 100′den fazla kuş çeşidinide içinde barındırmasıyla tam bir cennet.Ayrıca şelalenin arkasındaki gizli mağra ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği yerlerden biri.

 Belek Turizm merkezi tarihi Aspendos ve Perge harabelerine çok yakındır. Hazır buraya kadar gelmişken - her ne kadar deniz, kum ve güneş peşinde bir tatil de arıyor olsanız da - belki bir gününüzü bu harabeleri görmeye ayırmak istersiniz. Aspendos Truva savaşından ( M.Ö 13.yüzyıl ) sonra bu bölgeye göç eden Grekler tarafından kurulduğu düşünülen tarihi bir yerleşim alanıdır. Bu bölgeye antik çağda Pamfilya denirdi. Bugün Aspendos’a yola çıktığınızda ( Side - Manavgat yolu üzerinde yolun solunda sarı Aspendos tabelasını göreceksiniz ) Belkıs köyünü biraz geçin, karşınıza önce Selçuklulardan kalma tarihi bir taş köprü ve ardından da devasa turistik mağazalar gelecektir. Bir kaç yüz metre sonra ise Aspendos’un muhteşem tiyatrosu ile karşı karşıya kalacaksınız. İnsan üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen bu tiyatronun nasıl olup da ayakta kaldığı sorusunu sormadan edemez.Su götürmeyen bir şey var ki o da bu tiyatronun emsalleri arasındaki durumu en iyi olan tiyatro olduğudur. Ünlü mimar Zenon’un eseri olan bu yapı Roma döneminde Marcus Aurelius zamanında yapılmıştır. Yaklaşık 20 bin kişiliktir. Hemen hemen kimsenin yapmadığı bir şey yapın. Tiyatro ile sınırlamayın kendinizi, o kadar geldiniz. Tiyatroyu geçin ve yola devam edin, yaklaşık 200 - 300 metre sonra Roma döneminin en güzel Kemerlerinden olan Aspendos Su Kemerleri önünüze çıkacak. Kimi yerde iki katlı. İşte harika bir fotoğraf molası daha!..(Kaynak: belek.gen.tr)

 

...VE DİĞERLERİ:

 

PEDNELİSSOS

 

SELGE

 

SİLYON

 

ZEYTİNTAŞI MAĞARASI

 

KÖPRÜLÜ KANYON

 

 

Yüzlerce hayvan türünün yasadığı Belek ormanları, Dünyada sadece beldede bulunan Tyto Alba Baykuşuna ev sahipliği yapmaktadır.

Ayrıca yılın 12 ayı içinde Belek ormanlarında 109 farklı kuş türünün izlenmesi 574 farklı bitki türünün bulunması ve rengarenk Belek ve çevresine özgü çiçekleri, ağaçlarıyla ekolojik turizmde Belek adının ön plana çıkmasını sağlamaktadır. Bu özelliklerinden dolayı Belek her yıl yüzlerce doğa hayranını misafir etmektedir. Belek ayrıca Akdeniz'in simgelerinden olan caretta caretta kaplumbağaları da yumurtalarını bırakmak için seçtikleri ender sahillerden biridir. Her yıl yumurtlama döneminde Belek'in mavi bayraklı sahillerine gelen caretta caretta'lar güvenli bir şekilde yumurtalarını bıraktıktan sonra tekrar Akdeniz'in tuzlu sularına dönmektedir.

Kadriye, Girit'ten 1914 yıllarında yaklaşık 70 hanenin Antalya'ya getirilmesi ve Sultan Hamit'in kendilerini bölgeye yerleştirmesiyle kurulmuştur.

Bir rivayete göre; Kadriye isminin Sultan Hamit'in kızlarından birine ait olduğu söylenmektedir.


Daha ilerki yıllarda gelen Kıbrıs'lılar, Bulgaristan göçmenleri ve Yörükler de buraya yerleştirilmiştir.

Kadriye yerleşmesi 1994 yılından; belde teşkilatı kuruluncaya kadar geçimini tarımdan sağlamıştır. Esnaf ve turistik tesislerin koordineli çalışma ve katkılarıyla turizm beldesi konumuna gelmiştir. Şu anda beldede 350 iş yeri, pansiyon ve otellerden oluşan büyük bir ticari merkez bulunmaktadır.

KADRİYE beldemizin sahil kısmında beş yıldızlı oteller, 1 inci sınıf tatik köyleri ve golf alanları yer almaktadır.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

00:17 - 20/9/2008 - Yorum {0}


Etiketler : tatil, ece dedeoğlu, Belek Antalya

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

0 yorum yazilmistir
Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
daldan dala...
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
Kategoriler

Son Yazılar
- Taşındık
- Antalya...Parasailing
- Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi…
- 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var
- Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar...
- Kökler 3
- Kökler 2
- gün olur asra bedel
- Ecoş/Esmoş
- Aşk-ı Memnu

Etiket Bulutu
taşındım Antalya...Parasailing Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi… 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar... Ecoş/Esmoş Kökler 2 Kökler 3 gün olur asra bedel Aşk-ı Memnu
Arkadaşlarım
defterim
kiremit
ecocali
Blogcu Yardım
aynurundunyasi
shoppar