Alhaz, Yeşil-Mavi-Erguvan Hattı'nda

Hastanelerimiz ve sağlık görevlilerimize övgü

Kategori: Belirtilmemiş

 

 

Aslında bugün İpek Çalışlar’ın Lâtife Hanım adlı eserini bu mütevazi köşeye taşımak istemiştim. Ancak sabaha karşı derin ve tatlı uykumdan gözlerimi açtıktan sonra bir daha kırpmam mümkün olmadı. İşte o sırada aklıma gelip de uzaklaştıramadığım hastane günlerimi yazmaya karar verdim. ‘Şunu da yaz, bunu sakın unutma’ derken coştum ve içimdeki heyecanı bastıramadım, kalkıp bilgisayarımın başına geçtim.

Saat sabahın 04.00’ü şu anda.

Uykudan eser yok gözlerimde.

İçimdeki heyecan kasırgasını tanımlayabilmeye, aktarabilmeye gücüm yetmez.

Dostlarım ve yakınlarım ayın 20’sinde Vakıf Gureba Hastanesi’nde ameliyat olmama tanıklık ettiler ve 27’sine kadar şifa dağıtan ellerce aynen kullanılan şu ifade ile ‘misafir edildim’ o hastanenin kulak boğaz burun kliniğindeki 3206 numaralı odasında.

Bu hastanede misafir edildiğim sure içindeki gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istedim işte dilimizdeki bir tabire göre ‘sabahın köründe’.

Ses tellerimden biri alındı bu ameliyat sırasında, operasyonun tıp dilindeki adı; ‘sağ kordektomi’.

Sosyal sigortalar emeklisi olarak ameliyat edildiğim ve misafir edildiğim hastanede dikkat ettim hastaların çoğunluğu ‘yeşil kart sahipleri’ idi.

Yaşlı, genç, kadın, çocuk hastalar, ağırlıklı kadın refakatçiler…

Şifa dağıtan hünerli ellerin sahipleri doktorlarımız, beyaz kelebekler mi melekler olarak mı hitap etme konusunda ikilem yaşadığım hemşirelerimiz, karınca gibi koşuşturan hastabakıcıları, hizmetliler…

Yedi günlük misafirliğim süresince hastalarınız arasında hiçbir ayırım yapmaksızın şartların güçlüğüne, olağanüstü yoğunluğa rağmen şifa dağıtma konusundaki gayretiniz, her şeye rağmen güler yüzlü ve sıcak davranmanız beni çok duygulandırdı.

Allah hepinizden razı olsun.

Size sesleniyorum; başta Doç Dr. Orhan Gedikli ve yardımcıları Dr. Volkan Kahya, Dr. Yalçın Yıldırım, Dr. Nilgün Sürmen…İsim takmakta üstüme yoktur; Ay yüzlü hemşire, Kara Kız, Cool hemşire, sizlere de…Hastabakıcılar, Enver ve Süleyman, sizleri nasıl unutabilirim ki?...Hele ilk teşhisi koyan ve beni adım adım yönlendiren Uzm. Dr. Hüseyin Altun...Bir doktor hastası ile bu kadar sıcak ve yakın ilişki kurabilir. Sayın Orhan Gedikli, hasta üzerindeki güveniniz tartışılmaz, ameliyat olacağım gün gözlerim hep sizi aradı, yakalayınca da gönlüm huzur buldu.

Allah devletimize zeval vermesin.

Allah kimseyi hastane kapılarına düşürmesin, hastanelerimiz ve tıbbî olanaklarımız da eksik olmasın.

Hastanede kaldığım yedi günlük süre içinde başımdan ayrılmayan Aydu sana bir kez daha minnet ve şükran duydum, ne candan, bana ve herkese karşı gönlü merhamet dolu bir eşsin sen öyle.

İsi ve Aydu'nun ameliyata giderken benden daha çok heyecanlı oldukları gözlerinden okunuyordu. 

Bizzat hastaneye gelerek veya telefonla arayarak sağlığımla ilgilenen siz kardeşlerim, yakınlarım, dostlarım, sevenler-sevilenler...Teşekkürler hepinize.

Ya 80'li yaşlarındaki anişkoma ne demeli...Ağrılarına ve göbeğindeki ameliyat edilecek aşırı fıtığa rağmen evde iken bana hizmet edebilmek için gösterdiği olağanüstü çabaya karşın ona karşı görevimi lâyıkıyla yerine getirememenin ezikliğini bir kez daha hissettim. 

Kızkardeşim Prof.Dr. Ümmühan İşoğlu Alkaç, titiz ve kılı kırk yaran yapın genlerimizden mi yoksa aldığın eğitimden mi, öğretim üyeliğinden mi? 

Kısa süreli de olsa oda arkadaşım olan Malatyalı bir ailenin biricik oğlu 14 yaşındaki Bekir! Geçirdiğin onca operasyona ve gördüğün kemoterapi tedavisine, dökülen saçlarına ve kullandığın ağız maskesine rağmen yüzünden eksik etmediğin o saf, sevimli ve masum ifade...Doktorların ve sağlık görevlilerinin sana gösterdikleri ilgi, adeta etrafında pervane olmaları...Gel de duygulanma...Allah'tan şifa diliyorum senin için. 

Oturdukları yerlerden attı mı mangalda kül bırakmayanların, eleştiri oklarını hemen hemen her kesime göndermenin marifet olduğunu düşünenlerin hastane ve benzeri kurumlarda hiç değilse bir gün geçirmelerini salık veririm.

Ancak at gözlüklerini atmaları, olumlu düşünebilme giysilerini üzerlerine almaları kaydıyla.

Hiç mi olumsuzluk yaşanmadı hastanede misafir olduğum sürece. Eminim, olumsuz yazılar yazmakla ünlü köşe yazarlarımızdan biri sütununa bir çok malzeme bulabilirdi yanlı ve eleştirel bakan gözleriyle. Ancak şahit olduğum tüm olumsuzluklar olumluluk ummanında boğuldu, güzel ve göz alan bir tablo kaldı gözlerimde, gönlümde.

Tertemiz, sakız gibi çarşaflar…Günde birkaç kez silinen koridorlar ve yatak odaları…Alaturka ve alafranga tuvaletler…Özellikle kalıp değil de sıvı sabun kullanılması…

Eleştiri oklarım hasta yakınlarına ve refakatçilere…

Hastanelerde sigara içilir mi, haydi içtiniz, sigaranızın külünü lâvobaya silkeleyip öyle bırakmanız, izmaritini de klozete fırlatıp atmanız, kâğıt havlu veya mendilleri adım başındaki çöp kutularına atacağınıza köşe bucağa sokuşturmanız, ziyaret günlerinde hasta koğuşlarına doluşmanız, yüksek sesle konuşmanız, hele o cep telefonlarınızın bangır bangır bağıran birbirinden değişik çağrı zilleri, hangi akla hizmettir Allah aşkına?

Bakın, parası olmadığı için günde 4 YTL ödeyemeyip refakatçi kartı alamayanlar gördüm, ama cep telefonu olmayan hasta ve hasta yakınına rastlamadım. Geçen gün okuduğum o haberi anımsadım: Gelişmekte veya geri kalmış ülkelerde cep telefonu kullanımı oranı gelişmiş ülkelere nazaran fersah fersah önde.

Önümüzdeki günlerde kontrol gayesiyle Vakıf Gureba Hastanesi’ne bir kez daha gideceğim, bir kez daha teşekkür etme fırsatı bulacağım.

Hizmet veren kurumlarımızı, topluma hizmet aşkıyla yanan devlet görevlilerimizi övmeyi de bilelim, sözüm özellikle size felâket tellâlları!

Bu ülkede güzel şeyler de yapılabiliyor, güzel insanlar da var. Görene tabii ki.

Yaşamımda üç kez ameliyat, iki kez de biopsi olmak zorunda kaldım.

İlk ameliyatım İstanbul Tıp Fakültesi’nde olmuştu.

Göbek fıtığı ameliyatı idi bu. Şimdiki rektör Prof. Mesut Parlak yapmıştı bu ameliyatı. Eğitime ve öğrenime çok önem veren, hayırsever ve idealist bir öğretim üyesi olarak bildiğim bu değerli hocamızın yönetiminde İstanbul Tıp Fakültesi'nde hizmetin politikanın önüne geçmiş olmasından sevinç duyuyorum.

İki biopsi, bir laresks operasyonu için hizmet aldığım Göztepe Araştırma Hastanesi’nde gösterilen ihtimam ve yakınlık da bir başka övgü konusu.

Dr. Adnan Başaran (Üroloji Bölümü), Dr. Eylem Şengül, Dr. Neslihan Yaprak ve Dr. Emre Kaytancı (Kulak Boğaz Burun Bölümü), siz ne kadar sıcakkanlı, çokça güleryüzlü ve ilgilisiniz hastalarınıza karşı. Çok yaşayın e mi, elleriniz dert görmesin, Allah başarılı kılsın sizi.

Polikliniklerdeki aşırı hasta izdihamını karıncaların saldırısına benzetiyorum. Geçtiğimiz yıllara göre hastaların önündeki bürokratik engellerde azalma olsa da özellikle yol yordam bilmeyen hastalarımız epeyce zorlanıyorlar. Bu yönde çalışmaların sürdürüldüğünü görmek ve duymak sevindirici tabii ki. Bu konular öylesine ihmal edilmiş, çözüm o denli geciktirilmiş ki…Hasta ile sağlık personeli karşı karşıya getirilmiş. Oysa sağlık personeli, özellikle doktorlarımız öylesine iyi niyeti ve özverili ki…

Sevgili dostlar,  sağlık diliyorum hepimiz için

...

Bezm-i Alem Valide Sultan (18072 Mayıs 1853) Osmanlı Padişahı II. Mahmut'un eşi ve padişah Abdülmecit'in annesidir. Bezm-i Alem "Dünyaya bayram" anlamına gelir. Bezmialem Sultan birçok mimari eserlerin yapılmasına öncülük etmiştir. Bu eserlerden bazıları şunlardır:

 

Yıldız Sarayı'ndaki Dilkusa Kasrı (1842)

Maçka (1839), Topkapı (1843) ve Yıldız'da (1843) üç değişik Bezmialem Valide Sultan Çeşmesi

Bezmialem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi (1843)

Haliç üzerinde inşa edilen ilk ahşap Galata köprüsü (1845)

Günümüzde Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nin binası olarak kullanılan Mekteb-i Maarif ve Valide Mektebi (1850)

Bezmialem Sultan 2 Mayıs1853 tarihinde Dolmabahçe Sarayı'nda vefat etti ve Divanyolu'ndaki II. Mahmut Türbesine gömüldü. Garabet Balyan'ın mimarlığı altında inşaatına başlattırdığı, saraya yakınlığı nedeniyle bugün Dolmabahçe Camii olarak anılan  caminin inşaı henüz bitmemişti. Camiyi oğlu Sultan Abdülmecit annesinin anısına  tamamlattırdı.

Rahmetle anıyorum.

 

   

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

04:50 - 5/10/2006 - Yorum {6}


Etiketler : Vakıf Gureba Hastanesi

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

6 yorum yazilmistir

Geçmiş olsun

Sevgili Nihat Abi,

Öncelikle geçmiş olsun ve Allah tüm hastalarla beraber sizlere de şifalar versin.
Güzel yazınızı okudum ve arkasından yorumları. Baktım herkes orada. Ben de dayanamadım bir geçmiş olsun demek istedim.
Allah sizlere sağlık sıhhat ve uzun ömür versin de bu güzel birikimlerinizi şu internet nimeti sayesinde bizimle de paylaşın, bizler de müstefid olalım.

Sevgi ve saygılarımı sunuyorum...

Uğur İnan - 2006-10-07 01:39:49 - 2006-10-07 01:39:49


Yazılarınızın devamını heyecanla bekliyoruz.Sevgiler

Nihat Amca,
Ne kadar içten ve güzel yazmışsınız,okurken gözlerim doldu.Ellerinize sağlık.
Sizi tekrar aramızda görmek çok güzel..bize kattığınız onca şeyden sonra.
Hastanede olan tüm hastalara acil şifalar diliyorum,tabii doktorlara ve tüm sağlık personeline sabırlar ve başarılar .
Yazılarınızın devamını heyecanla bekliyoruz.Sevgiler.

Pınar Mandev. - 2006-10-06 11:05:41 - 2006-10-06 11:05:41


Hatanelerimiz/Pozitif Düşünce

Annemi Kartal SSK Hastanesine safra kesesi ameliyatı için yatırdığımda refakatçi olarak ben kalmıştım yanında. Yazınızı okuduğumda o günleri anımsadım. Yorumunuza katılmamak mümkün değil. Temizlik şirketleri hastanelerimizi her ne kadar pırıl pırıl yapsa da, malesef insanlarımızın hatalı kullanımı sonrasında hiç de hoş olmayan görüntülerle karşılaşmamız kaçınılmaz oluyor. Ben de en çok tuvaletlerden şikayetçiydim. İnsanların biraz da kendilerini eğitmesi gerekiyor.
Doktorluk kutsal bir meslek. Allah hepsinden razı olsun...
Pozitif düşünceleriniz biz gençlere örnek oluyor. Olaylara olumlu yönleriyle bakmak kadar güzel bir şey olabilir mi? Eğitimci ve öğretici kişiliğiniz her zaman ön planda....
Yazılarınızın devamını bekliyoruz..
Ellerinize sağlık...


Düzenleyen alhaz gün: 7/10/2006 saat: 12:22

özlem ulu - 2006-10-06 09:29:04 - 2006-10-06 09:29:04


Sifa dileme

Eline diline saglik,tabi bogazina da...Beni yeniden o gunlere dondurdun..Bir film seridi gibi gecti o gunler gozlerimden...Hakikaten insan iyi gozle bakinca hersey rast gidiyor....Zor ama guzel gecti gunlerimiz...Ve basarili bir ameliyat gecirip evimize donduk.. Allah Bekir Sencere de sifa versin insallah. Yine duygu yukleniverdim. BUTUN HASTALARA SIFALAR DILIYORUM

Aynur Alkac - 2006-10-05 20:47:35 - 2006-10-05 20:47:35


gecmis olsun

diline saglik, insani olumlu dusunmeye yonelten ifadelerinin hepimizi ayni sekilde etkilemesi dilegiyle :)

Düzenleyen ecocali gün: 5/10/2006 saat: 12:51

ecocali - 2006-10-05 12:51:48 - 2006-10-05 12:51:48


HASTANELERİMİZE ve SAĞLIK GÖREVLİLERİMİZE ÖVGÜ

Nihat Amcacım öncelikle tekrar tekrar geçmiş olsun ,yazınız beni çok duygulandırdı
siz bakmasını ve görmesini bilen duygusal bir insansınız .Allah tüm doktorlara ve sağlık pers. sabırlar versin.

GAYE COSKUN - 2006-10-05 12:30:15 - 2006-10-05 12:30:15


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
daldan dala...
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
Kategoriler

Son Yazılar
- Taşındık
- Antalya...Parasailing
- Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi…
- 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var
- Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar...
- Kökler 3
- Kökler 2
- gün olur asra bedel
- Ecoş/Esmoş
- Aşk-ı Memnu

Etiket Bulutu
taşındım Antalya...Parasailing Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi… 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar... Ecoş/Esmoş Kökler 2 Kökler 3 gün olur asra bedel Aşk-ı Memnu
Arkadaşlarım
defterim
kiremit
ecocali
Blogcu Yardım
aynurundunyasi
shoppar