Alhaz, Yeşil-Mavi-Erguvan Hattı'nda

MARMARA ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE BİR ASANSÖR

Kategori: Belirtilmemiş


 
MARMARA ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE BİR ASANSÖR VE GÖZLEMLERİMİZ


Bir asansör düşünün.

-Evsel atıklar,

-Tıbbî atıklar,

-Yoğun bakım hastaları ve servislerde yatan hastaların yiyecekleri, –ki bazılarının üzeri  kapalı bile değil-

-Refakatçiler, hasta yakınları,

-Tekerlekli sandalyede götürülen hastalar,

-Bir sedye içinde morga götürülen hayatını kaybetmiş kimseler,

-Çok sık olmasa da ameliyathaneden çıkan ya da ameliyathaneye götürülen hastalar,

-Ambulansla yoğun bakım ünitesine getirilen hastalar,

-Ara ara doktorlar ve diğer sağlık/hastane personeli...

Hepsi aynı asansörü kullanıyorlar.

 

Sedye içindeki hasta ya da ölü taşınacak, asansör yakalanamıyor bir türlü, yumruklar indiriliyor asansörün kapısına, sesli uyarı yapılıyor.

Aynı şeyi yemek servisi yapanlar, çöp toplayanlar, alet edavat taşıyanlar da yapıyor.

‘Hooop!...Asansörü 1’e gönderin...’

 

Ya o yer yer yırtılmış kumaş kaplı koltuklar; mikrop yuvası.

Burası bir üniversite hastanesi.

Bilim adamlarının yönettiği bir hastane.

‘Aslında hastanelerin idareciliği hiçbir zaman bilim adamlarına/hekimlere üstlendirilmemeli, bunun için idarecilik eğitimi almış deneyimli yöneticiler görevlendirilmeli’ diye düşünüyorum.

Sakın yanlış anlaşılmaya, olağanüstü bir özveriyle çalışan doktorlara sözüm yok, bilakis takdir ve minnet...ancak aynı şeyi diğer sağlık/hastane personeli için söylemeye imkân 
yok ne yazık ki.

Özürlü kontenjanından işe alınmış temizlik elemanları diğer sağlıklı elemanlara göre daha özverililer/çalışkanlar.

Sözlü şikâyetler ses getirdi ve ara ara da olsa açıkta olan yiyeceklerin üzerlerinin kapatılmasına daha bir özen gösterilir oldu.

............................................

Bir doğum uzmanının ya da bir cerrahın özel muayenehanesine giden, üstelik bir de yüklü ücret ödeyen özellikle kadınlarımız ‘doğumda...ameliyatta...gecikecekler’ denilerek iki saat bekletilmelerine ses çıkarmazlar da iş devlet hastanelerine geldiğinde onca iş için fazladan 10 dakika bekletilmelerine dayanamazlar/feveran ederler.

 

Doktorlardan...hastanelerden şikâyet etmeyenimiz hemen hemen yok gibidir. Burada benim de bir dizi şikâyetim olacak elbette. Ancak şahit olduklarımdan sonra ‘şikâyet’ sözcüğünü kullanmayı uygun görmüyorum, ‘uyarı’ sözcüğünü kullanmak daha doğru
olacak.


Genelde şikâyetlerini ağızlarından köpükler saçarak dile getirenler basit bir hastalık/işlem için hastaneye gidenler/doktora görünenler.


35 gündür Marmara Üniversitesi Hastanesi Yoğun bakım Ünitesi bekleme salonundayım, bir yakınım(ız) yoğun bakımda müşahade altında.


‘Dimdik ayaktayım anneciğim...’ O iri gövdesinden beklenmeyecek bir çeviklikle annesinin
karşısına geçip dudaklarından bu sözcükler dökülen yoğun bakımda hayatını kaybeden bir
babanın oğlunun dudakları/gözleri/yüzü/göz pınarları aynı şeyi söylemiyordu aslında.

O yüz/o gövde gözlerimin önünden gitmiyor bir türlü, o sözcükler de kulaklarımdan.

Ya annenin oğlunu üzmemek için gösterdiği o metanet!...


Ya o güzelller güzeli/boylu boslu kadının ölen kocasının ardından döktüğü o gözyaşları/kulakları tırmalayan çığlıkları...


5 ay boyunca gece gündüz demeden  yoğun bakımdaki hastaları için nöbet tutan
ana/oğul.


Hastasının duran kalbini çalıştırıp onu tekrar hayata döndürebilmek için hareket halindeki
sedyenin üzerine çıkıp olağanüstü çaba gösteren o genç kadın doktorun hafızamdaki görüntüleri...


Yokluk/yoksulluk/çaresizlik/üzüntü/kaygı/yardımlaşma/merhamet/özveri/fırsatçılık...daha neler neler...Birbirine zıt kavramlar iç içeydi bu koridorda...

Aslında şu soruları hiç sormak istemiyordum ancak dayanamadım işte.

-Sizin hiç yoğun bakımda yatan hastanız oldu mu?

-Sizin hiç yoğun bakımdan ya da ameliyathaneden bir sedye içinde çıkarılıp önünüzden geçirilerek morga götürülen bir yakınınız oldu mu hiç?


Kendi adıma çok ders aldım; hem de ne ders; eşim Aydu/yeğenlerimiz Sezai/Serdar/Nursel ve Sefa da...




16:10 - 24/7/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : MARMARA ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE BİR ASANSÖR

Boğaziçi, şen gönüller yatağı...

Kategori: Belirtilmemiş





 







Makam: Hicâz
Usûl : Düyek
Beste: Dr. Alâeddin Yavaşça
Güfte: Dr. Alâeddin Yavaşça

Boğaziçi, şen gönüller yatağı
Her bucağı âşıkların otağı
Mehtâbı hoş, güneşi hoş, günü hoş
Boğaziçi herkesi eder sarhoş

Pırıltılar oynaşırken sularda
Öpüşürler martılar kuytularda
Tarabya'da, Bebek'te, Üsküdar'da
Mehtâbı hoş, güneşi hoş, günü hoş
Boğaziçi herkesi eder sarhoş

Gönüllerin kaynaştığı beldesin
Lâledesin, sümbüldesin, güldesin
Rûha dolan aşkınla bestemdesin
Mehtâbı hoş, güneşi hoş, günü hoş
Boğaziçi herkesi eder sarhoş 


















18:58 - 18/7/2009 - Yorum {3} - yorum yaz


Etiketler : Boğaziçi, şen gönüller yatağı...

Kökler I

Kategori: Belirtilmemiş



Kökler I

Doğum tarihim: 23 Nisan 1950

Doğduğum semt: Fatih Kıztaşı





Doğduğum evin bulunduğu cadde: Kıztaşı Caddesi











Doğduğum ev (59 yıl sonra/annem doğduğum evin önünde)





1958 yılında babamla -Rize-







17:51 - 10/7/2009 - Yorum {1} - yorum yaz


Etiketler : Kökler I

Sevgili(m) Antalya(m)/Boğaziçi(m)

Kategori: Belirtilmemiş









Sevgili(m) Antalya(m)/Boğaziçi(m)


Bana hep sataşırlar, özellikle Aydu.

‘Antalya’da/Güney’de bir sevgilin mi var, nedir bu sendeki Antalya/Güney aşkı?’

Boğaziçi’nde de bir sevgilim var ona bakarsanız, Boğaziçi’ni de çok seviyorum, her fırsatta gitmek istiyorum.

Kireçburnu Sahili...




Tarihi Kireçburnu Fırını...

Sarıyer...

Büyükdere...

Emirgân...Çınaraltı...Sütiş...

Yıldız Parkı...

Emirgân Korusu...

Boğaziçi’nde günün doğuşunu izlemek, sahilde yürümek, ömre ömür katar be.









Keşke fırsat bulabilsem de sık sık yaşayabilsem bu keyfi.

Aydu ne zamandır Boğaziçi’ne/Yıldız Parkı'na götürecek bizi.

Aslında bu tip geziler için kimseye bağımlı olmamak/alıp başını gitmek en iyisi.


13:13 - 10/6/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Sevgili(m) Antalya(m)/Boğaziçi(m)

Kadıköy'den Sultanahmet'e...

Kategori: Belirtilmemiş




24 Mayıs 2009 Pazar

Kadıköy'den Eminönü'ne keyifli bir vapur yolculuğu...martılar kılavuzluk/eşlik ediyor vapura.






Arkeoloji Müzesi...Gezmekle bitmez, o nedenle iki ay içinde ikinci kez.




Sultanahmet Camii.




Sultanahmet Meydanı...

09:42 - 31/5/2009 - Yorum {yok} - yorum yaz


Etiketler : Kadıköy'den Sultanahmet'e...

Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
daldan dala...
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss
Kategoriler

Son Yazılar
- Taşındık
- Antalya...Parasailing
- Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi…
- 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var
- Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar...
- Kökler 3
- Kökler 2
- gün olur asra bedel
- Ecoş/Esmoş
- Aşk-ı Memnu

Etiket Bulutu
taşındım Antalya...Parasailing Fethi Sertçelik Vuslat’a erdi… 1969-2009….Kırk yıl…Daha fazla söze ne gerek var Gelişleriyle yaşamlarımıza renk katanlar... Ecoş/Esmoş Kökler 2 Kökler 3 gün olur asra bedel Aşk-ı Memnu
Arkadaşlarım
defterim
kiremit
ecocali
Blogcu Yardım
aynurundunyasi
shoppar