SIR

 

 

The Secret ( Sır )

 

 

 

Kitabın Adı: The Secret (Sır)

Yazarı: Rhonda Byrne

Türkçe’ye Çeviren: Can Üstunuçar

Yayınevi: Mia

Basım Yılı: 2007

Fiyatı: 18 YTL

Sayfa adedi: 198

 

Yazar Rhonda Byrne, bu kitabı ortaya çıkarabilmek, kitapta iddia ettiği üzere okuyanların kazanacağı vizyon sayesinde insanlara mutluluk getirmek için, film yapımcıları, yazarlar, öğretmenler, tasarımcılar ve yayıncılardan oluşan bir ekibi bir araya getirmiş.

Kitabın ön kapağının arka sayfasında şunlar yazılı:

‘Çağlar boyu dilden dile dolaşan ve efsanelerde, edebiyatta, dinlerde ve felsefelerde, şimdiye kadar, Büyük “Sır”rın bazı parçalarına rastlanmıştı. Şimdi ise, ilk kez tüm parçalar onu deneyen herkesin yaşamını dönüştürebilecek bir esin kaynağı olmak üzere bir araya geliyor.

Bu kitapta, para, sağlık, insan ilişkileri, mutluluk gibi konular dahil olmak üzere dünyadaki her etkileşiminizde, yaşamınızın her alanında “Sır”rı nasıl kullanacağınızı öğreneceksiniz. Siz, içinizdeki gizli, henüz kullanamadığınız gücü fark etmeye başlarken, bu uyanış size, yaşamınızın her alanında mutluluk getirebilecek.’

Arka kapakta da şunlar yazılı:

‘Sizce dünyanın nüfusunun sadece % 1’lik bir kısmını oluşturan bir kesimin tüm maddi gelirin % 96’sına sahip olması bir tesadüf mü?

Olağanüstü bir servete sahip olmak ister misiniz?

Muhteşem bir malikânede yaşamak ister misiniz?

Ömrünüz boyunca hiç sıkıntıya düşmeden bolluk, bereket içinde yaşamak ister misiniz?

Ruh eşinizi bulmak ya da huzurlu, mutlu bir evlilik yaşamak ister misiniz?

Peki kendinize sorun. Gerçekten ne, ama ne istersiniz?

Amaçlarınıza ulaşmak için bu kitabı kullanmaya başlayabilirsiniz.

İşte benim itirazım bu noktada başlıyor.

Okuduktan sonra kendi kendime, ‘ülkemizde satış rekorları kıran kitap bu mu?’ diye sormadan edemedim.

Yazar ve etrafına topladığı kitle bana ‘hayal tacirleri’ dedirtti.

Her şeye rağmen kitap kitaptır, kitabın iyisi kötüsü olmaz, okunmalıdır, övülebildiği gibi eleştirilebilmelidir de kitabın yazarı.

Bu kitabı satın alıp okuyanlara ve hararetle önerenlere bir çift sözüm olacak:

‘Sakın yanlış anlaşılmasın, kitabı okumalarına, hatta övmelerine değil tepkim, ben de alıp okumanızı önereceğim size, benim tepkim yazılanları içselleştirip “mal bulmuş Mağrıbî” gibi balllandırarak anlatanlara...

Kendi kültürümüzü okuyup araştırmayacaksın, oradaki değerleri göremeyeceksin, sonra da kalkıp bu kitaptaki tavsiyeleri yere göğe sığdıramayacaksın...

Mevlâna’yı, Yunus Emre’yi, Ahmet Yesevî’yi, Pir Sultan Abdal’ı, Hacı Bektaşi Veli’yi bilmeyen, okumayan, içselleştirmeyen bir toplumun bireylerinin böylesi ticari bir kitapta yazılanları bir mucize gibi sunanlara da izninizle biraz sataşabilme hakkım olsun.

Bir eleştiri de düşüncesine önem verdiğim bir yakınımdan geldi: ‘Birkaç sayfada anlatılabilecek bir varsayım döne dolaşa kitabın her sayfasında bu kadar tekrarlanabilir ve 184 sayfaya bu kadar başarılı bir şekilde yayılabilir...’

 

Kitaptan alıntılar:

 

Sır Ortaya Çıktı

Seçtiğimiz şey her ne olursa olsun; ona sahip olabiliriz. Hedefin büyüklüğü hiç önemli değil. John Assaraf .’ (Sy. 1)

 

Sır Nedir?

‘Sahip olduğunuz her düşünce nesnel bir gerçeklik; bir kuvvettir.’ (Sy. 4)

 

Benzer Benzeri Çeker

‘Siz evrendeki en güçlü mıknatıssınız! İçinizde barındırdığınız manyetik güç, yeryüzündeki her şeyden daha güçlü. Bu akıl ermez çekim gücünü yayan ise yine sizin düşünceleriniz.’ (Sy. 7)

 

‘Yaşamınız boyunca hiç mutsuz olduğunuz bir konu üzerinde düşünürken, siz düşündükçe işlerin daha da kötüye gittiğini fark ettiğiniz oldu mu? Bunun sebebi sabit bir düşünceyi koruduğunuzda, çekim yasasının derhal işlemeye başlaması ve size benzer düşünceleri getirmesidir. Böylece birkaç dakika içinde, o kadar çok benzer mutsuz düşünceye kapılırsınız ki, durum size daha da kötü gelmeye başlar ve ne kadar çok düşünürseniz, o kadar çok mutsuz olursunuz.’ (Sy. 8)

 

‘Zihninizde canlandırabildiğinizi, ellerinizde de tutabilirsiniz. Bob Proctor’ (Sy. 9)

 

‘Düşünceler manyetiktir ve frekansları vardır. Siz düşünürken düşünceleriniz Evren’e yayılır ve manyetik güçleriyle aynı frekanstaki bütün benzerlikleri mıknatıs gibi çekerler. Gönderilen her şey kaynağına geri döner. Ve “Siz o kaynaksınız.

Şöyle düşünün: televizyon istasyonlarının vericileri, televizyonlarınızdaki görüntülere dönüşen frekanslar aracılığıyla yayın yapıyorlar. Birçoğumuz bunun nasıl gerçekleştiğini bilimsel olarak anlamıyorsak olsak da, her kanalın bir frekansı olduğunu ve televizyonumuzu bu frekansa ayarladığımızda görüntüleri izleyebileceğimizi biliyoruz. Kanalı seçtiğimizde frekansı da seçiyor, böylece o kanalın yayınlamakta olduğu görüntüleri elde ediyoruz. Farklı görüntüler izlemek istediğimizde ise, kanalı değiştirerek diğer bir frekansa bağlanıyoruz.

Sizler de birer yayın merkezisiniz ve bugüne kadar üretilmiş tüm televizyon vericilerinden daha güçlüsünüz. Evrenin en güçlü verici istasyonu sizsiniz. Sizin ilettiğiniz frekanslar hayatınızı şekillendirirken, hayatınız da dünyayı şekillendirir. Yaydığınız dalgalar şehirlerin, ülkelerin ötesine geçerek dünyaya uzanır; Evren’in her yanında yankılanır ve siz bu frekansı düşüncelerinizle yayarsınız!’ (Sy. 10-11)

 

Kötüyü Değil İyiyi Çekmek

‘İnsanların istediklerini elde edememelerinin tek sebebi, olmasını istedikleri şeyler yerine, olmasını istemedikleri şeyler üzerine düşünüyor olmalarıdır. Düşüncelerinizi dinleyin; söylediğiniz sözlere kulak verin.’ (Sy. 12)

 

‘Fark edelim ya da etmeyelim, zamanımızın çoğunu düşünerek geçiriyoruz. Biriyle konuşuyor veya birini dinliyorsanız; o an düşünüyorsunuz demektir. Gazete okuyor veya televizyon izliyorsanız; düşünüyorsunuz. Geçmişe dair anılarınızı hatırladığınızda; düşünüyorsunuz. Geleceğe dair plan yaptığınızda; düşünüyorsunuz. Araba kullanırken, ya da sabahları hazırlanırken de düşünüyorsunuz. Birçoğumuzun düşünmeye ara verdiği tek zaman dilimi uykuda olduğu zaman dilimi olmakla birlikte, çekim kuvvetleri uykuya dalmadan önce düşündüklerimiz üzerinde çalışmaya devam ederler. Uyumadan önce iyi şeyler düşünmeye çalışın.’ (Sy. 16)

 

‘Şu an düşündükleriniz, gelecekte yaşayacaklarınızı doğuruyor. Yaşamınızı düşüncelerinizle siz yaratıyorsunuz. Sürekli düşündüğünüz için, sürekli yaratıyorsunuz. En çok düşündüğünüz ya da en çok odaklandığınız şey, yaşamınız olarak karşınıza çıkıyor.

Doğanın tüm yasaları gibi, bu yasada da tam bir mükemmellik vardır. Yaşamınızı siz kendiniz yaratırsınız. Ne ekerseniz onu biçersiniz! Düşünceleriniz tohumlar gibidir ve kaldıracağınız hasat, ektiğiniz tohumlara bağlıdır.’ (Sy. 16-17)

 

‘Tüm yaşamı değişmişti; çünkü olmasını istemediği, olmasından korktuğu, ya da kaçınmak istediği şeylere odaklanmaktan vazgeçerek, gerçekleşmesini istediği olaylara odaklanmıştı.’ (Sy. 18)

 

Beyninizin Gücü

‘Çekim yasasını her yerde görebilir; her şeyi kendinize çekersiniz. İnsanları, işi, koşulları, sağlığı, varlığı, borçları, mutluluğu, kullandığınız arabayı, içinde bulunduğunuz topluluğu...tümünü bir mıknatıs gibi kendinize çeken sizsiniz. Üzerinde düşündüğünüz, üzerinize çektiğinizdir. Yaşamınızın tamamı kafanızın içinden geçen düşüncelere dair bir gösteridir. LISA NICHOLS.’ (Sy. 20)

 

‘Çok sayıda olumsuz düşünceye sahip olmak ve ısrarla olumsuz düşünmek size gerçek olumsuzluklar yaşatabilir. Belli bir zaman dilimi içinde ısrarla olumsuz düşünürseniz, o olumsuzluklar yaşamda karşınıza çıkarlar. Olumsuz düşünmekten kaygılandıkça, bu konuda daha çok endişeyi üzerinize çeker, olumsuz düşüncelerinizi kat kat arttırırsınız. Şu anda, bundan sonra sadece olumlu şeyler düşünmeye karar verin ve sahip olduğunuz olumlu düşüncelerin son derece güçlü, her türlü olumsuz düşüncenin ise çok daha güçsüz olduğunu bütün Evren’e ilân edin.’ (Sy. 22)

 

‘Çekim yasası “benzer benzeri çeker” der. Böylece bir şey düşündüğünüzde ona benzeyen diğer düşünceleri de kendinize çekersiniz.’ (Sy. 25)

 

‘Şu an düşünmekte olduklarınız, gelecekteki yaşantınızı oluşturmakta. Üzerinde en çok düşündüğünüz ya da üzerine en çok odaklandığınız şey hayatınız oalarak karşınıza çıkacaktır.’ (Sy. 25)

 

Sır Basitleştirir

‘İki çeşit duygu vardır: İyi duygular ve kötü duygular. Ve siz aradaki farkı gayet iyi bilirsiniz; çünkü iyiler size kendinizi iyi hissettirirken, kötüler kendinizi kötü hissetmenize sebep olurlar. Depresyon, öfke, alınganlık, suçluluk duygusu...

Bunlar olumsuz duygulardır ve kendiniz güçlü hissetmenize izin vermezler. LISA NICHOLS’ (Sy. 30)

 

Sevgi En Müthiş Duygu

‘Evrende sevginin gücünden daha büyük bir güç yoktur. Sevgiyi duyumsadığınızda, yayabileceğiniz en yüksek frekansı yayarsınız. Sahip olduğunuz bütün düşünceleri sevgiyle sarıp sarmayabilirseniz, her şeyi ve herkesi sevebilirseniz, dönüşümü yaşarsınız, hayatınız değişir.’ (Sy. 38)

 

‘Israrla düşünerek çağırmadığınız hiçbir şey yaşantınıza giremez. ‘ (Sy. 43)

 

‘Düşünceleriniz frekansınızı belirlerken, duygularınız size o an hangi frekansta olduğunuzu bildirir. Kendinizi kötü hissettiğiniz bir anda, daha çok olumsuzluğu kendinize çekmeye uygun bir frekanstasınız demektir. İyi hissettiğinizde ise, daha çok iyiliği güçlü bir biçimde kendinize çekersiniz.’ (Sy. 43)

 

‘Sevgi, yayabileceğiniz en yüksek frekansa sahiptir. Hissettiğiniz ve yaydığınız sevgi ne kadar büyükse, kullandığınız doğal güç de o kadar etkilidir.’ (Sy. 43)

Sır Nasıl Kullanılır?

Yaratım Süreci

“Sır”da kullanılan Yaratım Süreci, isteklerinizi üç adımda gerçekleştirmenize yarayacak basit bir kılavuzdur:

1.Adım: İstemek. Evren’e komut verin ve ne istediğinizi bilmesini sağlayın; düşüncelerinize cevap verecektir.

2.Adım: İnanmak. İsteğinizi elde ettiğinize inanın. Benim mutlak inanç olarak adlandırmayı sevdiğim bu inanca siz de sahip olun. Mutlak inanç, görünmeyene inanmaktır.

3.Adım: Almak. Bununla ilgili olarak kendinizi çok iyi hissetmeye başlayın. Dileğiniz size ulaştığında kendinizi nasıl hissedecekseniz şimdi de öyle hissedin. Bunu şimdiden yapın. LISA NICHOLS.’ (Sy. 47-48-52)

 

‘Her şeyi birbirinize çeken bir mıknatıs olduğunuzu unutmayın. Zihninizde ne istediğinizi net olarak belirlediğiniz zaman, onları kendinize çeken bir mıknatısa dönüşürsünüz ve istekleriniz de size doğru manyetize olur. Daha çok alıştırma yaptıkça, çekim yasasının size getirdiklerini daha iyi görmeye başlarsınız ve mıknatıs gücünüz artar; çünkü böylece, gücünüze inanç, güven ve bilginin gücünü de katmış olursunuz.’ (Sy. 56)

 

‘İnanma yolunda ilk adımı atın. Merdivenin tamamını görmeniz gerekmiyor. Sadece ilk adımı atın.’ (Sy. 57)

 

Bedeniniz ve Sır

Gelin, Yaratım Sürecini, kendisini şişan hisseden ya da kilo vermek isteyen insanlar için kullanmayı deneyelim.

Bilinmesi gereken ilk şey, kendinizi kilo vermeye odaklarsanız, daha fazla kilo vermenizi engeller, bunu kendinizden uzaklaştırırsınız, bu yüzden “kilo verme konusunu” kafanızdan uzaklaştırın. Diyet programlarının işe yaramamasının asıl sebebi budur. Kilovermeye odaklandığınız için, kilo verme konusunu sürekli kendinizden uzaklaştırır durursunuz.

İkinci bilmeniz gereken ise, fazla kilolu olma durumunun da sizin düşünceleriniz aracılığıyla yaratılmış olduğudur. Daha temel terimlerle anlatmak gerekirse, bir insan şişmansa, o bunu fark etse de etmese de, şişmanlığı “şişmanlığa dair” çok fazla düşünmesinden ileri gelmektedir. “Formda olmayı” düşünen biri, şişman olamaz. Aksi, çekim yasasına karşı çıkmak olur.’ (Sy. 58)

 

‘Kendinizi iyi hissetmelisiniz. Kendinizden memnun olmalısınız. Bu önemli çünkü, içinde bulunduğunuz anda sahip olduğunuz bedenden dolayı kendinizi kötü hissederseniz, mükemmel kilonuzu kendinize çekemezsiniz. Bedeninizden dolayı mutsuzsanız, bu etkili bir duygudur ve bedeninizden dolayı mutsuz olmayı çekmeye devam etmenize sebep olur. Bedeninize karşı eleştirel olduğunuz ve ona kusur bulduğunuz taktirde, daha fazla kiloyu bedeninize çekersiniz. Bedeninizin her santimetrakeresini övün ve kutsayın. Sahip olduğunuz mükemmellikleri düşünün. Kendinize dair kusursuzlukları düşündükçe, kendinizden hoşnut olacak, mükemmel kilonuzun frekansını yakalayacak ve kusursuzluğu çağıracaksınız.’ (Sy. 61)

 

Etkili Süreçler

‘Arzu etmek, sizi arzu ettiğiniz nesneyle birleştirir, ummak ise onu hayatınıza doğru çeker. Bob Proctor.’ (Sy. 72)

 

Minnettarlığın Güçlü Etkisi

‘Şükretmek, yaşamınıza daha çok şey katmanın mutlak yollarından biridir. MARCI SHIMOFF’ (Sy. 74)

 

‘Çevrenize bakıp; “İstediğim gibi bir arabam yok. İstediğim gibi evim yok. İstediğim gibi eşim yok. İstediğim kadar sağlıklı değilim” diyebilirsiniz. Aman! Geriye sarın, geriye sarın! Odaklanmanız gereken şeyler, sahip olduğunuz için şükrettikleriniz. Örneğin; bunları okumak için gözleriniz olduğuna şükredebilirsiniz. Sahip olduğunuz giysiler için de teşekkür edebilirsiniz; evet belki daha güzellerini tercih ederdiniz ama, sahip olduklarınız için şükretmeye başlarsanız dilediğiniz gibilerini çok yakında almanız da mümkün. DR. JOE VITALE

Diğer yöntemleri kullanarak hayatlarını doğru biçimde düzenleyen bir çok insan, şükretmeyi bilmedikleri için yoksul kaldı. Wallace Wattler.’ (Sy. 77)

 

‘Büyük bilim adamı Albert Einstein, zamana alana ve yerçekimine dair görüşlerimiz üzerinde devrim yaptı. Yetersiz bilimsel altyapısı ve başlangıçlarına bakarak, bu yaptıklarını başarmasının imkânsız olduğunu düşünmüş olabilirsiniz; fakat, Einstein “Sır”ra ilişkin çok şey biliyordu ve bir gün içinde yüzlerce kez “teşekkür ederim” diyordu.’ (Sy. 79)

 

Uygulamanın Güçlü Etkileri

‘Hayal etmek her şey demektir. Hayatın size getireceklerinin bir ön gösterimidir. Albert Einstein.’ (Sy. 91)

 

‘Ne istediğinize karar verin. Bunu elde edebileceğinize inanın. Bunu hakettiğinize ve sizin için olanaklı olduğuna inanın. Sonra, hergün birkaç dakikalığına gözlerinizi kapatın ve elde etmek istediğiniz şeye eriştiğinizi zihninizde canlandırın.

Bu duygudan çıkın ve şu an şükretmekte olduğunuz şeylere odaklanın ve ciddi ciddi bunun keyfini yaşayın. Daha sonra, gerisini Evren’e bırakın ve O’nun dileğinizi gerçekleştirmenin bir yolunu bulacağına güvenerek günlük işlerinize dalın. JACK CANFIELD’ (Sy. 92)

 

‘Beklenti, etkili bir çekim gücüdür.’ (Sy. 93)

 

‘’Zihinde canlandırma (visualization) beyninizin içinde, kendinizi ulaşmak istediğiniz şeylerin keyfini çıkarırken görebileceğiniz imgeler yaratma sürecidir. Arzunuzu zihninizde canlandırırken, onun şimdiden gerçekleşmiş olduğunu düşünür, buna dair hisler üretirsiniz. Çekim yasası da, zihninizde tasarladığınız bu görüntüye dair gerçeği size döndürür.’ (Sy. 93)

 

‘Her günün sonunda, uykuya dalmadan önce, o gün yaşadığınız olayları gözden geçirin. İstediğiniz gibi gelişmeyen her olayı ya da anı, istediğiniz gibi gelişmiş haliyle beyninizin içinde yeniden yaşayın.’ (Sy. 93)

 

Bolluğu Çekmek

‘Size “Sır”a dair bir sır vermek istiyorum; sizi yaşamak istediklerinize götürecek kısayol, şu an mutlu OLMANIZ ve mutluluğu HİSSETMENİZDİR. Parayı ve istediğiniz her şeyi hayatınıza çekmenizin en kestirme yolu budur. Bu neşe ve mutluluk duygularına dair ışınları Evren’e yaymaya odaklanın. Bunu yaptığınız zaman, size neşe ve mutluluk getirecek her şeyi kendinize çekeceksizniz ve bu sadece para konusundaki bereketle sınırlı kalmayarak, ulaşmak istediğiniz her şeyi kapsayacak. İstediklerinizi size getirecek dinyalleri yaymalısınız. Yayacağınız mutluluk ışınları, yaşam deneyimleriniz olarak size geri dönecek. Çekim yasası, en içteki duygu ve düşüncelerinizi size yaşamınız olarak geri yansıtır. ‘ (Sy. 100)

 

Para Kazanmak İçin Para Verin

‘Para vermek, hayatınıza para getirmekte etkili olur, çünkü bir şeyi verdiğiniz zaman; “Bende daha çok var” demiş oluyorsunuz. Şimdi herhalde, yeryüzündeki en zengin insanların en hayırsever insanlar olduğunu öğrenmek de sizi şaşırtmaz. Bu insanlar yüklü miktarlarda parayı diğerlerine dağıtırlar, onlar verdikçe de, çekim yasası sayesinde, Evren baraj kapaklarını açar ve yığınlarca para bu hayırsever insanlara doğru akarak onlara geri döner; kat kat çoğalmış olaral!...’ (Bu sözcüklerin size yabancı geldiğini sanmıyorum) (Sy. 107-108)

 

‘Bizler, mutluluk getireceklerini düşündüğümüz bu maddi etkenlerin peşinde koşuyoruz ama aslında gerilemek oluyor. Gerçekte ihtiyacımız olan şey içsel mutluluk ve iç huzuru! Önce içsel vizyon elde edildiğinde, dış etkenlerin tamamı zaten ortaya çıkar.’ (Sy. 110)

 

İlişkilerin Sırrı

‘Sonra bir gün, eve geldiğinde, arabasını garajının tam ortasına park ederken, birden davranışlarının isteğiyle çeliştiğini fark etti. Arabasını, böyle garajın ortasına park ettiğinde, mükemmel eşine park edecek yer kalmıyordu! Davranışlarıyla Evren’e verdiği mesajda, istediği şeyi alacağına inanmadığını söylüyordu. Böylece hemen garajı temizledi ve arabasını mükemmel eşine yer bırakacak şekilde park etti. Sonra, giysileriyle tıkış tıkış dolup taşan gardırobunu açtı; burada mükemmel eşe yer yoktu. Yer açmak için giysilerinin bir kısmını oradan çıkardı. Yatağının ortasında yatmaktan da vazgeçti ve mükemmel eşinin yatacağı yeri boş bırakarak, “kendi yerinde yatmaya başladı.

(...)

Bütün o etkili hareketleri yaptıktan ve mükemmel eşine zaten ulaşmış gibi davranmaya başladıktan sonra, o insan hayatına girdi ve mutlu bir evlilik yaptılar.’  (Sy. 116)   

 

Herkes Kendisinden Sorumludur

‘Siz kendinizden hoşnut olmadıktan sonra, başkalarının sizinle birlikte olmaktan hoşnut olmasını nasıl beklersiniz? James Ray.’ (Sy. 117)

 

‘...kendiniz için daha çok şey yapın. Kendinizi mutlu etmeye zaman ayırın. Ancak kendi içinizi sevgiyle doldurduğunuzda, taşarak başkalarına sevgi verme noktasına gelebilirsiniz.’ (Sy. 119)

 

‘Flörtlerimin bana güzelliğimi göstereceklerini umarak, birçok ilişki yaşadım, çünkü kendi güzelliğimi göremiyordum. Ben küçükken beğendiğim kahramanlar, ya da “kahramaniçeler”; Biyonik Kadın, Harika Kadın ve Charlie’nin Melekleriydi. Bu olağanüstü kadınlar bana hiç benzemiyorlardı. Ben Lisa’ya aşık oluncaya kadar durum böyleydi; kahverengi tenime, kalın dudaklarıma, yuvarlak kalçalarıma ve siyah kıvırcık saçlarıma aşık olmuştum. Ben kendime aşık olduktan sonra, dünyanın geri kalanı da bana aşık olabilirdi.’ (Sy. 120)

 

‘Sizle ilgili olağanüstü bir şey var. Kırk dört yıldır kendim için çalışıyorum. Bazen kendimi öpmek isterim! Çünkü bir süre sonra kendinizi sever oluyorsunuz. Söylemek istediğim kendini beğenmişlik değil; insanın kendisine duyduğu sağlıklı özsaygıdan bahsediyorum. Kendinizi sevdiğiniz zaman, otomatik olarak başkalarını da seversiniz.’ (Sy. 121)

 

‘Çoğunlukla başkaları tarafından mutlu edilmeyi bekleriz; ve genellikle onlar, bizi, bizim istediğimiz gibi mutlu etmeyi başaramazlar. Neden? Çünkü yalnızca bir kişi sizin mutluluğunuzdan ve sonsuz saadetinizden sorumlu tutulabilir; o kişi sizsiniz. Bu yüzden, anne-babanız, çocuğunuz ya da eşiniz de olsalar, sizin mutluluğunuzu yaratma şansına sahip değiller. Onlar, sadece sizin mutluluğunuzu paylaşabilirler. Mutluluğunuz kendi içinizde saklı.’ (Sy. 122)

 

‘Sevebileceğiniz her şeyi sevin. Sevebileceğiniz herkesi sevin. Yalnızca sevdiğiniz şeylere odaklanın, sevgiyi hissedin; o sevginin ve mutluluğun size geri geleceğini göreceksiniz. Katlanmış olarak!’ (Sy. 122)

 

‘Kendinizden siz sorumlusunuz. Önce kendinizi donatmadığınız sürece, başkalarına verecek bir şeyiniz olmaz.’ (Sy. 123)

 

Kusursuzluk Düşüncesini Düşünmek

‘Bir hastalığınız olduğunda, dikkatinizi hep bu hastalığa yöneltip, insanlara bundan bahsederseniz, bunun sonucunda daha fazla hastalıklı hücre yaratırsınız. Mükemmel sağlıklı bir bedenin içinde yaşadığınızı düşünün. Bırakın hastalıklarla doktorlar ilgilensin.’ (Sy. 131)

 

İyileşmeyecek Hastalık Yoktur

‘...Uçak kazası geçirmiş ve tamamen felç olmuş bir vaziyette hastaneye yatırılmıştım. Omiriliğim ezilmiş, birinci ve ikinci boyun omurlarım kırılmıştı. Yutma refleksim yok olduğundan bir şey yiyip içemiyor, diyaframım zedelendiğinden nefes alıp veremiyordum. Yapabildiğim tek şey gözlerimi kırpmaktı. Doktorlar ömrümün geri kalanını bitkisel hayatta geçireceğimi söylediler tabii. Bundan sonra yapabileceğim tek şey gözlerimi kırpmak olacaktı. Bana baktıklarında gördükleri tablo bu olmasına rağmen onların ne düşündüğünün bir önemi yoktu. Asıl önemli olan, benim ne düşündüğümdü. Kendimi yeniden normal bir insan gibi o hastaneden çıkıp giderken hayal ettim.

Hastanede yatarken yapabileceğim tek şey zihnimi ççalıştırmaktı ve şuurunuz yerinde olduktan sonra, gerisini tekrar eski haline getirebilirsiniz.

Solunum cihazına bağlı yaşıyordum. Doktorlar diyaframım parçalandığı için bir daha asla kendi kendime nefes alamayacağımı söylemişlerdi ama içimdeki küçük bir ses bana “derin nefes al, derin nefes al” diyordu. Sonunda solunum cihazından çıkarıldım. Doktorlar bu duruma bir açıklama getiremediler.

(...)

Noel’de hastaneden yürüyerek çıkmayı kendime hedef koymuştum ve bunu başardım. Kendi iki ayağım üzerinde yürüyerek hastaneden çıktım. Bunun olamayacağını söylemişlerdi...’ (Sy. 136-137)

 

‘Kahkaha, neşeyi çekerek olumsuzluğu uzaklaştırır ve mucizevi iyileşmeler getirir.’ (Sy. 139)

 

Dünyanın Sırrı

‘İnsanlar, bir şeyleri gerçekten kaldırmak istiyorsak ona odaklanmamız gerektiğini sanıyorlar. Güven, sevgi, bolluk içinde yaşamak, eğitim ve barış gibi konulara odaklanmak yerine, tüm enerjimizi bunlara ters düşen bir soruna vermek size anlamlı geliyor mu? LISA NICHOLS.

‘Rahibe Teresa çok zeki bir insandı; “Savaş karşıtı bir toplantıya asla katılmayacağım; beni barışa dair toplandığınızda davet edin” demişti. Biliyordu. “Sır”rı çözmüştü. Dünya üzerinde gerçekleştirdiklerine baktığımızda bunu görebiliyoruz. JACK CANFIELD.

‘Savaş karşıtıysanız, bundan vazgeçerek barış yanlısı olun. Açlığa karşıysanız da, insanların tüketebileceklerinden fazla yiyecek bulmalarından yana olun. Bir politikacıya karşı olduğunuzda ise, onun rakibini destekleyin. Seçimler genellikle insanların karşı çıktığı politikacının lehine sonuçlanır, çünkü o, odak noktası olmuş ve bütün enerjiyi çekmiştir.’ (Sy. 143)

 

‘Olmasını istemediğiniz şeyleri belirtmeniz normal, tamam; çünkü, bu, “istediğim şey şu” demenin tersi; ama, burada başka bir olgu daha var; siz istemediklerinizden konuştukça, bunların ne kadar kötü olduklarını anlattıkça, sürekli bunlara dair konularda yazılar okudukça, sonra da korkunç olduklarını söyledikçe, aslında onları çoğaltıyor, yenilerini yaratıyorsunuz. JACK CANFIELD.’ (Sy. 144)

 

‘ “Sır”rı keşfettiğim zaman bir karar verdim; artık televizyonda haber izlemeyecek, gazete okumayacaktım, çünkü bunlar beni mutsuz ediyordu. Haber programlarını ve gazeteleri, kötü haber verdikleri için suçlamak gerekmiyor. Evrensel bir topluluk olarak, bundan bizler sorumluyuz. Manşette kocaman bir dram olduğunda daha çok gazete satın alıyoruz. Ulusal ya da uluslararası bir felaket yaşandığında, haber kanallarının izlenme oranları tavan yapıyor. Böylece, gazete ve televizyon haber servisleri, bize daha çok kötü haber sunuyor, çünkü toplum olarak onlara bunu istediğimizi biz söylüyoruz. Medya sonuç, neden ise bizleriz. Çekim yasası faaliyette!

Bizler istediğimiz şeylere odaklanıp, onlara yeni sinyaller gönderdikçe, haber programları ve gazeteler, bize sundukları haberleri değiştirecekler.’ (Sy. 145)

 

‘Siz yaşamınızın efendisisiniz; Evren ise, tüm buyruklarınızı yerine getiriyor. Ortaya çıkan görüntüler sizin istediklerinizden farklıysa, buna şaşıp kalmayarak, sorumluluğu üstlenin, onları önemsememeye çalışın ve unutun gitsin. Sonra, gerçekleşmesini istediğiniz yeni şeyler düşünerek, onları hissedin ve yerine getirildikleri için şükredin.’ (Sy. 146)

 

‘İstediğiniz her şey, bütün o mutluluk, sevgi, başarı, sevinç, orada, dokunabileceğiniz bir uzaklıkta hazır bekliyor. Yapmanız gereken şey bilgileriniz ışığında hareket etmek. Bu bilince vardığınızda ve isteğinize tutkuyla bağlandığınızda, Evren size istemiş olduğunuz nesneleri tek tek verir. Çevrenizdeki güzellikleri ve harikaları fark ederek, onları kutsayıp değerlerini bilin. Öte yandan, istediğiniz gibi gitmeyen işleri kınayıp, onlardan yakınmakla uğraşarak enerji harcamayın. Ulaşmak istediklerinizin tümünü kucaklayın ki, daha fazlasını alabilesiniz. LISA NICHOLS’ (Sy. 151)

 

‘Kıymet bilerek şükretmek ve kutsamak, tüm olumsuzlukları dağıtır, bu yüzden düşmanlarınızın değerini bilip onları da kutsayın. Onlara beddua etmeyin, çünkü bunu yaptığınızda, lanet geri gelip size zarar verir. Kutsayıp, varlıklarına şükrettiğinizde ise, tüm olumsuzlukları ve anlaşmazlıkları dağıttığınızdan, sevgi, şükran ve kutsama size geri döner.’ (Sy. 152)

 

‘Olumsuzluklra odaklanarak, dünyaya yardım edemezsiniz. Yeryüzündeki olumsuz olaylara odaklandığınızda, onları çoğaltmakla kalmaz, kendi yaşamınıza da olumsuzluk getirirsiniz.’ (Sy. 153)

 

‘Dünyaya dair sorunlara odaklanmak yerine, dikkatinizi ve enerjinizi güvenmek, sevmek, bolluk, eğitim ve barış gibi konulara verin.’ (Sy. 153)

 

Siz Geçmişiniz Değilsiniz

‘Aklını hayatın karanlık yanlarına takarak, geçmişteki şanssızlık ve düş kırıklıklarını tekrar tekrar düşünen bir insan, aynı şanssızlık ve düş kırıklıklarını gelecekte de yaşamak için dua etmiş olur. Gelecekte bir gün başınıza talihsizlikten başka bir şey gelmediğini görürseniz, bu bugün bunu çağırıyor olmanızdandır: ve kesinlikle böyle olacaktır.’  (Sy. 166)

 

Düşüncelerinizin farkına Varın

‘İstediğiniz şey ne olursa olsun, sevgiyle beslenir. Bütün o, gençlik, para, mükemmel insan, iş, güzel bir beden, sağlık gibi şeyleri almak demek, sevgiyi duyumsamak demektir. Sevdiğimiz şeyleri kendimize çekmek için sevgi yaymalıyız; bunu yaptığımızda, dileklerimiz hemen yerine gelecektir.’ (Sy. 172)

 

Yaşamın Sırrı

‘Asıl hedefimin, mutluluğu hissetmek ve yaşamak olduğunu anladığım zaman, yalnızca beni mutlu eden şeyleri yapmaya başladım. Hep söylediğim bir deyiş var: “Keyif almadığın işi yapma. JACK CANFIELD.” ’ (Sy. 178)

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !